Günümüzde alışveriş alışkanlıklarımızın neredeyse tamamı dijital alana kaymış durumda. İnternetten bir ürün alırken çoğumuz doğrudan satıcıyı değil, arkasındaki dev e-ticaret pazaryerlerine, yani aracı hizmet sağlayıcılara duyduğumuz güven nedeniyle o platformu tercih ediyoruz.
Peki, aldığınız ürün ayıplı çıktığında veya satıcıya bir daha ulaşamadığınızda bu dev platformlar “Biz sadece aracıyız, sorumluluk satıcıya ait” diyerek kenara çekilebilir mi? Anayasa Mahkemesi (AYM), 2 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2024/187 Esas ve 2026/42 Karar sayılı kararıyla bu soruya çok net bir yanıt verdi.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin itiraz başvurusu üzerine konuyu inceleyen AYM, e-ticaret sitelerinin tüketici sözleşmelerindeki mutlak sorumsuzluk zırhını iptal etti.
İptal Edilen Düzenlemeler Neydi?
Söz konusu AYM iptal kararına iki temel kanun hükmü konu edilmişti.
1-) 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 48/6-d: Bu hüküm, aracı e-ticaret sitelerini, tüketicinin ayıplı mala karşı haklarını düzenleyen 11. maddedeki taleplerden; sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım ve ürünün ayıpsız misliyle değiştirilmesi haklarından tamamen muaf tutuyordu.
2-) 6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun m. 9/1: Bu madde ise aracı hizmet sağlayıcıların, platformdaki satıcılar tarafından sunulan içerik, mal veya hizmetin hukuka aykırı olmasından kural olarak sorumlu olmadığını düzenliyordu.
AYM İptal Kararını Hangi Gerekçelere Dayandırdı?
Anayasa Mahkemesi, e-ticaret pazaryerlerinin mutlak surette sorumluluktan kurtarılmasını Anayasa'nın Mülkiyet Hakkı m. 35 ve Tüketicinin Korunması m. 172 ilkelerine aykırı buldu. Kararda öne çıkan gerekçeler şunlardır:
Aktif ve Pasif Aracı Ayrımı: AYM, günümüzde e-ticaret sitelerinin sadece “teknik ve otomatik veri işleyen” pasif yapılar olmadığını; aksine mal ve hizmet üzerinde doğrudan kontrol sahibi olabilen, satıcıları denetleyen ve ticarette aktif rol oynayan yapılar haline geldiğini vurguladı.
Tüketicinin Korumasız Kalması: Tüketicinin internetten aldığı ürünün ayıplı çıkması halinde, e-ticaret platformunun her şartta sorumsuz kılınmasının tüketiciyi tamamen korumasız bırakacağı ifade edildi. Özellikle satıcı firmanın kapandığı veya dolandırıcı çıkıp ortadan kaybolduğu durumlarda, tüketicinin doğrudan zarara uğrayacağı ve malvarlığında ölçüsüz bir kayıp yaşanacağı belirtildi.
Adil Dengenin Bozulması: Mevcut kuralların, aracı hizmet sağlayıcılar ile tüketicilerin mülkiyet hakkı arasındaki adil dengeyi tüketici aleyhine aşırı ölçüde bozduğu ve devletin vatandaşı koruma yönündeki pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna varıldı.
Karar Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
Anayasa Mahkemesi, bu iptal kararlarının ardından e-ticaret sektöründe ani bir hukuki boşluk doğmaması ve yasa koyucunun, yani TBMM’nin yeni bir düzenleme yapabilmesi adına iptal hükümlerinin Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihten, 2 Haziran 2026’dan itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar vermiştir.
AYM’nin İptal Kararı Tüketiciler ve E-Ticaret Siteleri İçin Ne Anlama Geliyor?
AYM’nin iptal kararı, Türkiye'deki e-ticaret hukuku için önemli bir dönüm noktası niteliğindedir. 9 aylık sürenin dolması ve Meclis'in yeni yasal düzenlemeyi hayata geçirmesiyle birlikte:
1-) Pazaryerleri Sorumluluk Üstlenecek: Büyük e-ticaret siteleri, platformlarında satış yapan butiklerin ve şahıs şirketlerinin sattığı ayıplı ürünlerden dolayı, özellikle aktif rol oynadıkları, kampanya ve reklam yaptıkları durumlarda tüketiciye karşı sorumluluk üstlenmek zorunda kalabilecek.
2-) Güvenli Alışveriş Ortamı Güçlenecek: Tüketiciler, muhatap bulamadıkları durumlarda ödedikleri parayı doğrudan aracı platformdan talep edebilecek; böylece dijital alışverişlerdeki mülkiyet hakları daha sıkı korunacaktır.
3-) Sıkı Denetim Dönemi Başlayacak: E-ticaret platformları, bundan sonra sistemlerine kabul ettikleri satıcıları, ürün kalitelerini ve hukuka uygunluklarını çok daha sıkı denetlemek zorunda hissedeceklerdir.